Non-US ETF’ler: 2026’da Küresel Portföy Çeşitlendirmesi

Türkiye’de yüksek enflasyon, kur dalgalanmaları ve TL’nin değer kaybı beklentisiyle boğuşan bir ortamda, portföyü çeşitlendirmek artık lüks değil, zorunluluk haline geldi. Yani “yumurtaları farklı sepetlere koyun”. Tam da böyle bir zamanda 2025 yılında uluslararası (non-US) hisse senetlerinin ABD piyasalarını (S&P 500) ciddi şekilde geride bıraktığı ve bu momentumun 2026 yılında da devam edebileceği (2026’nın ilk haftalarında devam ediyor hatta) konusunda yazılar okuyorum.

Yatırım dünyasının saygın sitelerinden Morningstar’ın analistleri, 2026’da gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ABD’yi geçebileceğini öngörüyor. (https://www.morningstar.com/stocks/18-best-stocks-etfs-buy-based-2026-expert-forecasts)

Bunun genel nedenleri açıklanırken şu cümle dikkat çekici: “1970’lerin başları, 1980’lerin sonları ve 2002’den 2008’in ortalarına kadar olan dönemler gibi, uluslararası hisse senetlerinin ABD hisse senetlerinden daha iyi performans gösterdiği belirli dönemler oldu. Bu dönemler genellikle ABD dolarının zayıf olduğu dönemlere denk geliyor: ABD dışı para birimlerinin daha güçlü olması, uluslararası hisse senetlerine yatırım yapanların getirilerinin ABD dolarına çevrildiğinde daha avantajlı duruma gelmesi anlamına geliyor.”

Ayrıca JP Morgan, Blackrock ve Fidelity gibi kurumlar da benzer görüşler içeren raporlar yazdılar.

Hepsinde temel 3 neden görülüyor:

  • Zayıflayan Amerikan Doları: DXY endeksi 2025 ve 2026 döneminde belirgin şekilde zayıfladı. Dolar zayıfladığında yabancı para birimli varlıklar ekstra ilgi görüyor.
  • Aşırı Değerleme Etkisi: 7 büyük teknoloji şirketinin uzun zamandır devam eden değer kazanma etkisi ile Avrupa, Uzak Doğu ve gelişmekte olan piyasalardaki benzer hisseler ucuz kaldı.
  • “ABD” Yoğunlaşma Riski: Son 15 yılda ABD borsalarında aşırı baskın performans portföy dengelerini bozdu ve kurumlar portföylerini çeşitlendirme arayışına giriyorlar.

Büyük kurumların araştırma raporlarında yer alan bazı ETF’lere yakından bakalım.

Hindistan: “Yeni Asya Kaplanı”

Hindistan ekonomisi için 2026 yılında %6-7 civarı bir büyüme bekleniyor. IMF ve çeşitli raporlara göre Çin’i geride bırakarak en hızlı büyüyen ekonomi olma yolunda ilerliyorlar. Ve Hindistan hisse senetleri diğer gelişmekte olan hisse senetleri gibi ucuz kaldı. Citi, HSBC ve Nomura gibi kurumlar 2026 yıl sonu için Nifty 50 endeksinde en az %8 – %13 arası artış öngörüyorlar. Hindistan pazarına erişim sağlayan ETF örnekleri arasında iShares MSCI India ETF (INDA) yer alıyor. Söz konusu fonun portföyünde HDFC Bank, Reliance Industries gibi Hindistan’ın önde gelen şirketleri bulunuyor. (4.2.2026 itibariyle)

🌐https://www.ishares.com/us/products/239726/ishares-msci-india-etf

Çin ve Asya Teknoloji Odaklı: “Değer ve büyüme karışımı”

Tarife ve jeopolitik gerginlikler ortamında Çin hisseleri 2025 yılında toparlanma sinyalleri verdi. 2026 yılında da politika desteği (faiz indirimleri ve teşvikler ile) ve yapay zeka rüzgarı ile bu ivme daha da hızlanabilir. Bu piyasaya erişim sağlayan ETF’lerden birisi de iShares MSCI Emerging Markets ETF (EEM). Çin, Tayvan, Kore ağırlığı yüksek bir fon. EEM’in içinde Taiwan Semiconductor Manufacturing (TSMC), Tencent Holdings, Samsung Electronics ve Alibaba gibi hisseler görülüyor. (4.2.2026 itibariyle)

🌐https://www.ishares.com/us/products/239637/ishares-msci-emerging-markets-etf

Geniş Çeşitlendirme: Riski yaymak için “Global ex-US ETF’ler”

Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerden hisse senedi taşıyan ETF’lerden birisi de yaklaşık 8.000’den fazla hisse pozisyonu taşıyan Vanguard Total International Stock ETF (VXUS) riski yaymak için yakından izlenmesi gereken bir fon. Taşıdığı hisselerden en yüksek ağırlıklı olanlar Taiwan Semiconductor Manufacturing (TSMC), Tencent Holdings, ASML Holding, Samsung Electronics ve Alibaba gibi teknoloji odaklı Asya devleri. (4.2.2026 itibariyle)

🌐https://investor.vanguard.com/etfs/profile/VXUS

Tamam… Şimdi sıradaki soru: Bu piyasalara (Avrupa, Uzak Doğu ve gelişmekte olan ülkeler: Hindistan, Tayvan, Brezilya hisse senetlerine) nasıl erişim sağlayıp pozisyon alacağız?

Bunun için 2 cevap var. İlki, Türkiye’den bu tür uluslararası ETF’lere ulaşmak için en yaygın ve etkili yol, global aracı kurum platformları üzerinden ABD borsalarına yatırım yapmak. Diğeri de yerli aracı kurumlar üzerinden işlem yapmak.

Global aracı kurumlarda hesap açmak için kurumun web sitesine girip bireysel hesap açma sürecini başlatmak gerekiyor. Kimlik ve adres doğrulaması gibi standart adımlar ile hesap açma tamamlanıyor. Bu kurumlarda hesap açarken “ABD Vergi Formu (W-8BEN)”nu da doldurmak gerekiyor. Bu form yatırımcının yabancı statüsünü belgelendirir ve uygun durumlarda vergi anlaşması oranının uygulanmasını sağlar. Form verilmezse ABD kaynaklı temettülerde stopaj %30’a kadar çıkabilir. Türkiye-ABD anlaşmasına göre temettü stopajı çoğu durumda %20 tavanına tabidir. (“Detaylar için vergi danışmanınıza başvurun.“) Hesap tamamen açıldıktan sonra hesaba TL veya döviz gönderdikten sonra işlem yapmaya başlanabiliyor.

Yerli aracı kurumlarda işlem yapmak için; uluslararası işlem masaları olan SPK onaylı yerli aracı kurumları kullanmak gerekiyor. Yerli aracı kurumlar globaldeki kurumlara göre daha az ETF seçeneği sunabiliyor ve de daha yüksek işlem maliyetlerine sahip olabiliyor.

 

 

DİKKAT: Bu içerik tamamen bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. İçerikte yer alan ETF isimleri “öneri” veya “tavsiye” niteliği taşımamaktadır. Türkiye’de yatırım tavsiyesi vermek Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) lisansı gerektirir. Uluslararası ETF yatırımları kur riski, piyasa riski ve likidite riski içerir. Yatırım kararlarınızı bireysel risk profilinize ve finansal danışmanınızın görüşüne göre veriniz. Geçmiş performans gelecekteki getiriyi garanti etmez.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir